
Canım benim, uzun uzun yazmışsın, her yazdığında daha çok özlüyorum seni.
Sitede ülkeleri gösteren widget kutusunu kaldırmıştım, zaten senin söylediğinin üstüne 2-3 kere daha revizyon yedi site. Çünkü ihtiyacı vardı. Mevsimsel sadeliğe...
O ho hooooo şehrinde duramayan ben, sitesinde mi duracak?
Göze hiçbir şey batmasın diye sildim. Merak ettiğim şeyler sürekli değiştiği için, ben de ara ara blog sepetini değiştiriyorum. Ama sen dedin diye, buraya koyuyorum bir tane.
Bakıyorsan seve seve koyarım canım.
Göze hiçbir şey batmasın diye sildim. Merak ettiğim şeyler sürekli değiştiği için, ben de ara ara blog sepetini değiştiriyorum. Ama sen dedin diye, buraya koyuyorum bir tane.
Bakıyorsan seve seve koyarım canım.
Sitede beğenmediğin, bana yakıştıramadığın cümle öbekleri, blog başlıklarıdır, yani diğer blogun - yani burası oluyor- RSS feed'i oluyor. Orada okuduğun saçma bulduğun yazı da, bana gelen fwd. maillerden biriydi. Ben de iletmek için başka bir yöntem kullandım, eğlenerek. Parça parça okursan bir şey ifade etmez tabii. Şimdi bir daha oku, o zaman belki geçer =)

Last.fm maalesef, Amerika, Almanya ve İngiltere dışında aylık 3 € oldu. Böyle bir ayrımcılık olduğu için de şu an için tercih etmiyorum canım. Ama bak siteye, turuncu şapkalı müzik çalar koydum. Senin için.
Hatta şarkı bile söyledim, hayatımda ilkkk defa, notasız, gaipten ne geldiyse işte... Onu da kaydettik.
Sonra yavaş yavaş eklerim devamını.
Ve en önemli şey;
merak etmişsin, nedir bu Michael Jackson durumu diye...
Evet, almış başımı gitmişim 6 yazıda da ondan bahsetmiş veya yazıyı ona yönlendirmişim. Gerçi bir yazım daha var ama o burada ve ingilizce olacak yine. Canım benim, ben yıkıldım ya.
Tek kelimeyle bitiremiyorum. Meğer hiç aklıma gelmemiş benim bu. Meğer hiç yokluğuna düşmemişim Michael'ın. Her gün koşarken dinlemek değilmiş sadece o. Hakkında ters veya şüpheli bir şeyler söylenildiğinde sinirlenmem boşuna değilmiş. Meğer anadan doğma her şeyini ezbere bilmek değilmiş, sevmek.

Üzgünüm, kızgınım, hazmedemiyorum. Düşündüğüm zaman kafamı karıştıracak kadar bağ kurmuşum onunla demek... Bu anlara denk gelen 1-2 arkadaş; "...sinirlerin boşalmıştır canım / ihtiyacın varmış demek ağlamaya / bir haftaya unutursun merak etme...." dediler.

Merak etmiyorum biliyor musun? Bir anlık değil, iki hafta oldu hala gözlerimden yaşlar fışkırıyor. Sesini dansımda değil, gecemde, işimde, gözümde, her yerde bıraksın! Neden, onun için ağlamam bu kadar uzak geliyor herkese? Türk değil, akrabam değil, sünnetli değil, tamamiyle uzak, yahut bir şeylerden memnun değil diye... ???!!!!
Koşarken şöyle bir şeyim var, biraz hırslandığım zaman, Daha doğrusu Atatürk sahilde, Atatürk aklımda, Atatürk göğsümde, hırslanıyorum. İşte bu zaman - At gibi koşuyorum. Misal basit bir günde, 5km 23 dakikada bitebiliyor. Ağlayarak hem de. Görenler ne düşünüyor bilmiyorum ama bir şeylerden kaçtığım için değil bu, kişiliğine, bıraktıklarına, kavgasına, anısına hürmeten bir koşuya dönüşüyor işte. Saygı, diye düşünüyorum. Saygımı en iyi bu şekilde gösterdiğime inanıyorum. Fiilen ve TER DÖKEREK.
Çünkü Michael Jackson da, Michael Jordan gibi evimizin en çok gelen geçeni, sık sık hayranlıkla bahsedilen karakterlerinden biriydi. Ki, öyle de olmaya devam edecek.
Çocuklar da bunu böyle bilecek; MJ olmak nedir, neden yürek ister, onun zamanında olmak, aynı yüzyılı paylaşmak ne demek..
Arkasından rant sağlamak düşüncesi, Michael'ı çocukça sevmeyenler için geçerli olacak, evet. Oysa ben yaymak, ağızdan ağıza dolaştırmak niyentindeyim. Zaman zaman da bunu tekrar edeceğim. Dünya, kendisinde az rastlanır bir DNA'yı kaybetti. Benim de reel olarak bu acıyı karşılamam ve hayatımda ilk defa da olsa bestelemem gerekiyordu demek ki.

Az da gelse bize,
huzur buldu düşüncesiyle...
M Genc T
huzur buldu düşüncesiyle...
M Genc T
Post a Comment